Evet ! İki cümle arası kadar kısa...Bu düşüncenin ATA’mızdan emanet olduğunu hepimiz çok iyi biliyoruz...Çok uzun yıllar önce anlamış,çözmüş hayatı...Şimdi hemen başımızı göğe kaldıralım ve bulutları seyredelim,beyazla mavinin harmanlandığı gök kubbeyi, selamlıyalım ve şükredelim...Eğer beyaz bir güvercin uçuyorsa, hürriyete doğru el sallayalım...Kendimizle barışık olmayı ve sevmeyi kutlayalım en endamlısından olsun...Yüzümüze dokunalım,bu temas gülümsetecektir...Bugün kimbilir? kaç kişi toprağa verildi diye düşünebiliriz? çünkü ben biraz önce uzakta ki bir camiiden selâ sesi duydum...Onlar şu an gökyüzüne bakamıyor, mekanları cennet olsun...!Kaçımız uzun süredir unuttuğumuz arkadaşlarımızı aramıyoruzdur değilmi ? Hemen telefona sarılıp seslerini duyalım, hatırlarını soralım... sakın mesaj çekmeyin ses tonu ve konuşmak çok farklı...Ya da bugün ertelediğimiz her şeyin sıralamasını yapıp size en yakın olanından başlayabilirsiniz...Gün uzun ve içinde yeşilin, mavinin tüm tonlarından o kadar çok var ki, birini yakalayın ve o rengin içine girin, bırakın o sizi kuşatsın...Doya doya oksijeni içinize çekin ve derin bir nefes alın, gerçek yaşam bu dermişçesine...Kendinize ufak bir hediye alabilirsiniz hatta bu bir kitap bile olabilir ve kendi adınıza kendinize bir imza atıp bugünün tarihine... Ben daha önceleri yapmıştım ve inanın yıllar ilerleyince o kitaplara bakmak çok anlamlı oluyor...Bakalım hangi kitabı seçmişsiniz?Unutmayın daha akşam olmasına çok vakit var...Kendinize bir cafe’de bir şey de ısmarlayabilirsiniz ? Etrafınızdaki kalabalığa bir bakın ama sakın boğularak değil de paylaşım adına, keyif adına düşünün...Her yudumdan zevk alın ve tebessümü esirgemeyin kendinizden...Bir deniz kenarını seçin size en yakın olanından, ve şımarık şımarık yürüyün, denize taş atın, aklınıza çocukluğunuz gelsin ve tebessümünüze karışsın...Çevrenizdekilere merhaba demeyi unutmayın çünkü onlarında buna ihtiyaçları var...Ve unutmayalım ki biz insanlar birbirimize muhtacız tıpkı çocuk gibi...Akşama hazırlayacağınız yemeğin tasarımını yapın ve bu gece çok özel olmalı diye düşünün...Örneğin masanızın üstüne bir kaç mum koyun, daha önce unuttuğunuz tabakları ya da bardakları kullanmayı hatırlayın...Giyiminizi bile uzun süredir hiç dokunmadıklarınızdan seçin..Sakın kilo sorununu aklınıza getirmeyin...Telefonlarınızı kapatın...Bu sizin kendinizle ilk randevunuz ve sakın geç kalmayın...
17 Ağustos 2010 Salı
22 Ağustos 2009 Cumartesi
hayırlı ramazanlar
28 Haziran 2009 Pazar
Hala sizinleyse!!!
Hala sizinleyse!!!
1 yaşınızdayken sizi elleriyle besledi ve yıkadı. Bütün gece ağlayıp onu uyutmayarak teşekkür ettiniz.
2 yaşınızdayken size yürümeyi öğretti. Size seslendiğinde odadan kaçarak teşekkür ettiniz.
3 yasınızdayken size özenle yemekler hazırladı. Tabağınızı masanın altına dökerek teşekkür ettiniz.
4 yaşınızdayken elinize rengârenk kalemler tutuşturdu. Evin bütün duvarlarına resim yaparak teşekkür ettiniz.
5 yaşınızdayken sizi cici kıyafetlerle süsledi. Gördüğünüz ilk çamur birikintisine atlayarak teşekkür ettiniz.
6 yaşınızdayken okula kadar sizinle yürüdü. Sokaklarda 'GITMIYCEEEEEEEM' diye ağlayarak teşekkür ettiniz.
7 yaşınızdayken size bir top hediye etti. Komşunun camini kırarak teşekkür ettiniz.
9 yaşınızdayken size dualar öğretti, siz her seferinde unutarak teşekkür ettiniz.
11 yaşınızdayken sizi arkadaşınızla sinemaya götürdü 'Sen bizimle oturma' diyerek teşekkür ettiniz.
12 yaşınızdayken zararlı TV programlarını seyretmenizi istemedi. O evde değilken hepsini izleyerek teşekkür ettiniz.
19 yaşınızdayken okul masraflarınızı karşıladı, sizi arabayla kampusa götürdü ve eşyalarınızı taşıdı.Arkadaşlarınız alay etmesin diye kampus kapısında vedalaşarak teşekkür ettiniz.
21 yaşınızdayken iş hayati ve kariyerinizle ilgili size fikir vermek istedi. 'Ben senin gibi olmayacağım' diyerek teşekkür ettiniz.
22 yaşınızdayken kep giyme töreninizde size gururla sarıldı. Avrupa seyahati için para isteyerek teşekkür ettiniz.
25 yaşınızdayken düğün masraflarınızı karşıladı, sizin için hem mutlu oldu hem çok duygulandı. Siz dünyanın bir ucuna taşınarak teşekkür ettiniz.
30 yaşınızdayken bebek bakimi hakkında size akil vermek istedi. 'Artik bu ilkel yöntemleri bırak' diyerek teşekkür ettiniz.
40 yaşınızdayken sizi arayıp bir akrabanızın doğum gününü hatırlattı. 'Anne işim başımdan aşkın' diyerek teşekkür ettiniz.
50 yaşınızdayken o çok hastalandı, hafta sonunda onu görmeye gittiğinizde mutlu oldu.Ona yaşlıların çocuk gibi nazlı olduğunu söyleyerek teşekkür ettiniz.Derken bir gün..... o öldü.O güne kadar onun için yapmadığınız ne varsa, o anda kalbinize bir yıldırım gibi duştu....
VE BİR HİKAYE:'Evin telefonu sabaha karşı üç buçukta çaldı. Uyku sersemi adam telefonu açtı.Telefondaki ses annesine aitti.Telaşlandı, korktu başlarına bir şey mi gelmişti?Annesi 'nasılsın oğlum iyi misin?' diye sordu.Oğlu şaşkın bir ifadeyle 'iyiyim anne hayırdır bir şey mi oldu siz iyimisiniz?' dedi.Annesi 'biz iyiyiz bir şeyimiz yok sadece sesini duymak istedim' dedi.Oğlu da 'anne bunun için mi aradın saat sabahın üçbuçuğu yarındakonuşabilirdik' diyince annesi de 'rahatsız mı ettim oğlum?' dedi.Oğlu 'evet anne rahatsız ettin' diyince annesi'30 sene önce sen de beni busaate rahatsız etmiştin, doğum günün kutlu olsun'
EĞER HALA SİZİNLEYSE, ŞİMDİ ONU HER ZAMANKİNDEN DAHA COK ONA BİR DAHA SARILIN!
UNUTULMAMAK DİLEĞİYLE...
SEVİN....
23 Haziran 2009 Salı
aşka ve sevgiye dair.

Aşk ikidir sevgi bir;Aşk yalan, sevgi gerçektir.Aşk sudur, sevgi susuzluk.Bu yüzden sevgi hasrettir,Özlemektir, beklemektir.Asıl maharet:Susuzken suyu içmek değilKarşısına geçip seyretmektir.Aşk haykırmaktır, sevgi ağlamak;Aşk açmaktır, sevgi katlamak.Sevgi saklamaktırYüreğini, gözleriniVe de ellerini saklamakBahar geldiğinde…Bir çiçeğe, yeşile, çimeneÂşık olamazsın ama seversin.Arkadaşına âşık olamazsınAma seversin.Toprağa fidanı aşkla değilSevgiyle dikersin.Sevgi için ölünür, aşk öldürür.Aşk kıskançtır, nankördürSevgiyi öldürür.Aşk Kabil`dir, sevgi Habil.Aşkla sevgi aslında kardeştirBabaları insandır, Âdem`dirAşk için şiirler yazarsınŞarkılar yaparsın;Sevgiyi anlatamazsın.Çünkü yüreğine sığdıramazsın.Kalbini aşka kapatabilirsinAma sevgiye kapatamazsınSevgi gizli, aşk aşikârdır.Yüz vermeyince unutursunSen aşığım diye daha kendini kandır.Dedim ya sevgi gerçek, aşk yalandır.Dahası da var:Aşkın gözü kördür,Fazla naz âşık usandırır;Aşk oyun, âşık oyuncaktır.Sevgi ise yaşamdır, hakikattir.Aşk aceledir,Sevgi usul usul sabırlıdır.Acele işe hem şeytan karışır.Aşk ateşlidirÇünkü hastalıklıdır.Sevgi ılıktırÇünkü sağlıklıdır.Velhasıl bu iki kardeşin hikâyesidirAşk` a ve Sevgiye dair…
Kazan kebabı

malzemeler6 adet patlıcan
27 Mayıs 2009 Çarşamba
Ön Yargı
Bir de aşağıdaki yazıyı okuyun lütfen, öyle güzel ve de doğru ki…
Güzel günler, güzel mevsimler dileğimle.



Bir zamanlar 4 Oğlu olan bir adam varmış. Çocuklarının çok erken karar vermemeleri ve ön yargılı olmamaları için onları bu konuda eğitmek istemiş. Böylece her birini uzak bir yerde duran Ağacın yanına gidip ona bakmalarını istemiş. İlk oğlan Kışın gitmiş, İkincisi İlkbahar, üçüncüsü yazın ve sonuncusu sonbaharda. Geri döndüklerinde hepsini bir araya çağırmış ve ne görüşlerini sormuş. İlk Oğlan Ağacın çok çirkin, yaşlı ve kupkuru olduğunu söyledi. İkinci oğlan Hayır yeşillikle doluydu ve canlıydı dedi. Üçüncü oğlan başka fikirdeydi. Çiçekleri vardı ve kokusuyla görüntüsüyle o kadar muhteşemdi ki daha önce hiç böyle bir şey görmemişti. Sonuncu Oğlan hepsinin haksız olduğunu ve ağacın meyvelerle dolu, canlı ve hayat dolu olduğunu belirtti.
Yaşlı Adam Oğullarına hepsinin haklı olduğunu söyledi. Çünkü hepsi farklı mevsimlerde ağacı görmeye gitmişti. Onlara bir Ağacı veya bir İnsanı kısa bir süre veya bir mevsim tanıdıktan sonra yargılayamayacaklarını anlatmaya çalıştı. Ya da neye sahip olup olmadıklarını...
Gerçekleri ancak sonunda 4 mevsimi gördükten sonra görürsünüz.
Eğer kışın vazgeçersen, İlkbaharın nimetinden olursun, Yazın Güzelliğinden ve Sonbaharın bütünlüğünden de... Bir mevsimin acısının, diğer güzel mevsimleri parçalamasına izin vermeyin.
Hayatınızı bir mevsim yüzünden yargılamayın .
25 Mayıs 2009 Pazartesi
Zavallı eşşek
Günlerden bir gün, köylerden birinde, adamın birinin eşeği,kuyunun birine düşmüş.Niye düşer, nasıl düşer sormayın.
Eşek bu. Düşmüş işte.Belki kör bir kuyuydu, ağzı tahtayla kapatılmıştı belki, üzerine de toprak dökülmüştü.Zamanla tahta çürüdü, zayıfladı, toprakta biten otları yemek isteyen eşeğin ağırlığını çekemedi ve güm !Hayvancık saatlerce acı içinde kıvrandı, bağırdı kendi dilinde.
Ayıptır söylemesi, anırdı yani.Sesini duyan sahibi gelip baktı ki vaziyet kötü.Zavallı eşeği kuyunun dibinde melul mahzun bakınıyor.Üstelik yaralanmış.Karşılaştığı bu durumda kendini eşeği kadar zavallı hisseden adamcağız köylüleri yardıma çağırdı.Ne yapsak, ne etsek, nasıl çıkarsak soruları havada kaldı. Sonunda karar verildi ki kurtarmak için çalışmaya değmez.Tek çare, kuyuyu toprakla örtmek!Ellerine aldıkları küreklerle etraftan kuyunun içine toprak attılar.Zavallı hayvan, üzerine gelen toprakları, her seferinde silkinerek dibe döktü.Ayaklarının altına aldığı toprak sayesinde her an biraz daha yükseldi ve sonunda yukarıya kadar çıkmış oldu. Köylüler ağzı açık bakakaldı...
* * *
23 Mayıs 2009 Cumartesi
DOST
14 Mayıs 2009 Perşembe
SİMİT PARASI
Öğretmeni, onun bu hâlini fark etti: - Hayrola Ali, dedi. Eve gitmeyecek misin?
Ali, son arkadaşının da çıktığını görünce cevap verdi: - Sizinle konuşmak istiyordum öğretmenim. - Peki, dedi öğretmeni. Ne söyleyeceksin bakalım? - Ahmet arkadaşımız var ya… - Evet, ne olmuş Ahmet’e? - Durumları pek iyi değil galiba. Annesi, beslenme çantasına pekiyi şeyler koymuyor. - Ee? - Ona yardım etmek istiyorum. Ama benim yardım ettiğimi bilirse üzülür. Günde bir simit parası biriktirip her hafta size versem, siz de ona verseniz?
Cebinden bir avuç bozuk para çıkarıp öğretmenin masasının üzerine koydu. Nurhan Öğretmen, paraya dokunmadı. Sandalyesine oturup düşündü.Ali hakkındaki bilgilerini yokladı. Bildiği kadarıyla ailesinin durumu pekiyi değildi. Bu çalışkan ve sevimli öğrencisi, ne kadar da iyi niyetli ve düşünceliydi. Zengin bir ailenin çocuğu değildi. Buna rağmen yardım etmek istiyordu. Üstelik yardım ettiğinin bilinmesini istemiyordu.
Nurhan Öğretmen: - Dur bakalım Ali, dedi. Bildiğim kadarıyla sizin de maddî durumunuz pekiyi değil. Yanlış mı biliyorum? - Doğru biliyorsunuz öğretmenim. Babam gündelikçi. Çoğu zaman iş bulamıyor. Ama ben de çalışıyor, para kazanıyorum. - Nerede çalışıyorsun? - Simit satıyorum.
Nurhan Öğretmen yine durup düşündü. İyiliğin bu kadarına ne demeliydi şimdi. Bunun gerçekleşmesi zordu. Onu, bundan vazgeçirmek için bir çare bulmalıydı. Bunu yaparken, sevimli öğrencisini de kırmamalıydı. Onunla biraz daha konuşursa, belki bir yolunu bulurdu.
Nurhan Öğretmen, Ali’ye döndü: - Büyüyünce ne olmak istiyorsun, diye sordu. - Çok zengin bir işadamı… - Niçin? - İnsanlara daha çok yardım etmek için… - Güzel, dedi Nurhan Öğretmen. Bak şimdi Ali, Ahmet’in ailesinin durumu pekiyi değil; bu doğru. Ama sizinki de bundan pek farklı değil. İstersen acele etme; çok zengin olduğun zaman insanlara yardım edersin.Olmaz mı? - Olmaz, dedi Ali. Şimdi yapmalıyım. - Neden olmaz? - Üç sebepten dolayı olmaz.
Birincisi: Bu para zaten benim değil. İyilik ettiğim için Allah, beni insanlara sevimli gösteriyor. İnsanlar da bundan etkileniyor, daha çok simit alıyorlar. Bu sayede gün boyu çalışanlardan bile fazla simit satıyorum. Hele mahallede Hasan Amca var, her gün iki simit alıp güvercinlere veriyor.İkincisi: “Ağaç yaş iken eğilir.” deniliyor. Şimdiden iyilik yapmayı öğrenmezsem büyüdüğümde hiç yapamam.Üçüncüsü ise daha önemli: Büyüdüğüm zaman çok zengin bir işadamı olmak istiyorum. Zamanında yatırım yapmayanlar büyük işadamı olamazlar.
Nurhan Öğretmen, karşısında büyük biri varmış gibi dinliyordu: - Bu sonuncusunu pek iyi anlayamadım, dedi.? - Açıklayayım öğretmenim, dedi Ali. Şimdi, çok zengin olmadığım için, ancak günde bir simit parası kadar yardım edebiliyorum. Bundan fazlasını veremem. Allah, Cennet’i gücü kadar iyilik edene veriyor. Şimdi gücüm bu olduğuna göre Cennet’in fiyatı birkaç simit parası kadardır. Eğer zengin olmadan ölürsem birkaç simit parasıyla Cennet’e girebilirim. Bundan daha kârlı bir yatırım olur mu?
Nurhan Öğretmen’in gözleri dolmuştu. Başını “Evet” anlamında sallarken Aliyi evine yolladı.
Sınıfa geri dönerken okulun boşaldığını fark etti. Eşyalarını toplamak için masasına döndüğünde Ali’nin bıraktığı parların masaüstünde kaldığını fark etti. Sandalyesine gayrı ihtiyarı oturdu ve paraları eline aldı. Hiçbir para ona bu kadar kıymetli gelmemişti. Sanki elinde dünyanın en kıymetli incilerini, yakutlarını, elmaslarını tutuyordu. Hatta bu paralar onlardan bile kıymetliydi. Öyle bu paralar, Bu bozuk SİMİT paraları, Cenneti satın alabilecek paralardı. Sanki hiç bırakmak istemeyen bir duygu ile sımsıkı kavradı bu bozuk simit paralarını.
Oturduğu yerden kalkamadı Nurhan Öğretmen. İçinin dolduğunu, Tarif edilemeyen duygulara boğulduğunu hissetti. Birden boşalan sağanak yağmurlar gibi ağlamaya başladı. Ağladı … Ağladı.
FIRINDA ISPANAK
Fırında Ispanak İçin Malzemeler 1 kg.ıspanak 2 soğan 3 diş sarımsak sıvıyağ tuz,karabiber Beşamel sos için: 2.5 su b.süt 2 çorba k.un , tuz,karabiber , sıvıyağ , muskat Üzeri için: kaşar peyniri
Soğanları ve sarımsağı sıvıyağda sotelemeye alın. Üzerine ıspanakları da ekleyerek kavurun. Kavrulan ıspanakları fırın kabına alın.Beşamel sosu için unu ve sıvıyağı kavurun.Üzerine soğuk sütü de ekleyin. Karabiberini ekledikten sonra karıştırarak pişirin. Pişen beşamel sosu ıspanakların üzerine dökün. Üstünü kaşar peyniri rendesi ile kaplayarak toz kırmızı biber serperek 180 derecede pişirin.
10 Mart 2009 Salı
toz pudingli kurabiye

1paket oda sıcaklığında yumuşak margarin
1pk çilekli toz puding
15 yemek kaşığı un(kıvama göre ayarlanabilir)
1pk kabartma tozu
hindistan cevizi
yapılışı:
bütün malzeme kıvama gelincege kadar yoğurulur ceviz büğüklüğünde parçalar kopartılarak kurabiye şekli verilir hindistan cevizine batırılır ve önceden ısıtılmış 200 derece fırında pişirilir. unkurabiyesi kıvamında olacak.
ayva tatlısı
6adet ayva
2 subardağı şeker
2su bardağı su
gıda boyası
içi için:2 elma
fındık içi
tarçın
yapılışı:ayvaları ikiye bölüp çekirdeklerini temizleyip kararmaması için suyun içine atalım derin bir tencereye ayvaları dizip üzerine şekeri ve suyu döküp kaynamaya bırakalım yumuşayan ayvaları fırın tepsisine alıp rendelemiş olduğumuz elmaları kaşıkla ayvanın ortasını dolduralım elmaya tarçın ve şeker ilave edebiliriz daha sonra tenceredeki kalan şurubumuza çay kaşığı ucuyla arzu ederseniz gıda boyası ekleyip ayvaların üzerinde gezdirip fırına sürelim ayvalar hafif kızarmaya başladığı zaman işlem tamamdır fırından çıkarıp fındıkla süsleyip kaymakla servis yapabiliriz.
8 Mart 2009 Pazar
Mevlüt kandili
EÛZÜ BİLLAHİ MİNE’Ş-ŞEYTANİ’R-RACÎM, BİSMİLLAHİRRAHMANİRRRAHİM
Ya ilahel aleminİlk yarattığın nur efendimizin nuruydu.Sen onu var etmeden evvel gündüzün geceden,baharın da kıştan farkı yoktu.İyilikler, kötülüklerle iç içe;akıl nefse yenik,ruh da bedenin esiri idi.O güzeller güzeliVarlığın sırrını keşfedip akla yüksek hedefler gösterdidüşünceye kapılar açıpinsanın ebedlere namzet olduğunu âlemşümul bir dille haykırdı.Böyle bir elçiyi insanlığa bahşetmendenVe sayısız nice nimetlerinden ötürüsana sonsuz hamd ü senalar olsun ya rabbi!
Güç ve kuvvet ancak kendisine has olan yüce ve büyük Allâh’ım!Mahlûkatın adedince,Zatının rızası,Arşının ağırlığı ve kelimelerinin toplamıncaEfendimiz Hz. Muhammed (sas) ve O’nun ehli ve ashabı üzerine salât ü selam la bir kere daha yâdederek huzûr-u İlahi’de el açıp yakarıyoruz
Ey her şeye hayat bahşeden Allah’ımbütün insanlık, hatta bütün bir varlık âleminin bayramı sayılanmübarek günleri vardır.bir gün daha vardır ki,o da Allah Rasûlü’nün dünyayı teşrif buyuraraktenezzülen aramıza girip bizi şereflendirdiği kutlu zamandır.Bizler şimdi o anı yaşıyoruz.Rahmet-i Rahman’ın galeyana geldiğine inandığımızbu kutlu zaman diliminde,Mevlid Kandili’nin bizim için hakiki bayram olması ümidiyle,ümmet-i Muhammed’in hal-i pürmelali açısındanbayram hediyesine en muhtaç birer yetim olduğumuz mülahazasıyla, Şefkat Peygamberi’nin ruhaniyetine sığınarak,sen den yeniden bir kere daha diriliş istiyoruz ya rabbi
Ey her şeye gücü yeten Allah’ımEfendimizi düşünmeklehayatın hiç kimseye nasip olmayan tadınıve varlığın bitmeyen zevkli maceralarını duyarız.Duyarız imanın yenilmez gücünü,Duyarız Müslümanlığın kahramanlık olduğunu,Duyarız doğruluğun paha biçilmez kıymetler ihtiva ettiğini,Duyarız iffet ve ismetin, meleklerinkine denk insan tabiatının bir buudu haline geldiğini.N’olur bu ve benzeri nice güzellikleri daha derince ve enginceBütün insanların ruhlarına duyur ya Rabbi!
Ya Rabbel aleminOnun terbiyesi, onun üslûbu ve onun sistemiyle yetişmiş olan nesillerinimanları iz’ân ufkuna erişiyor,muhabbetleri çağlayanlara dönüşüyor.efendimizi bu ölçüde duyup sevmeleri münasebetiyleher an daha da şahlanıyorve o kutlunun arkasında bulunma sevinciyle adeta yeni bir asr-ı saadet yaşanıyor.Sen dünyamıza yeniden bir huzur çağıve gül devri yaşat ya Rabbi!
Ey yüceler yücesi Allah’ımYüzümüz yok, hicap içindeyiz;Efendimizin senin katındaki nazının geçerliliğine de ümitlerimiz tam.Keşke ne seviyede olursa olsunefendimizden hiç uzaklaşmasaydık;ondan gelen ışıklardanve ruhlarımıza boşalan mânâlardanhiç mahrum kalmasaydık..ve onu o inandırıcı çehresiyleiçlerimizde hep taptaze ve dipdiri duyabilseydik!..sen bizleri kendi uzaklıklarını aşabilenhak ve hakikatleri de bütün derinlikleriyle duyabilenlerden eyle ya rabbi!
ya ilahel aleminO güzeller güzeli Sevgiliyi, bir kere daha misafirimiz eyle..tahtını sinelerimize kurgönüllerimizdeki karanlıkları kov,bütün benliğimize ruhunun ilhamlarını duyurve bize yeniden diriliş yollarını göster ya rabbi
İnananları karanlıklardan aydınlığa çıkaran Allah’ımher gün biraz daha azgınlaşan şu zulmetleri o kutlunun ışığıyla dağıtıverherkesi inleten zulüm ve adaletsizlik ateşini söndürüver.her şekliyle kine, nefrete, düşmanlığa kilitlenmiş şu zavallı ruhların boyunlarındaki zincirleri çözüversevgiye, merhamete, şefkate hasret giden sinelerimizi muhabbetle, hoşgörüyle coşturuverruhlarımızı aklın aydınlığı, gönüllerimizi de mantık ve muhakeme enginliğiyle buluşturuverve bizi kendi içimizdeki hicran ve hasretlerimizden kurtarıver ya Rabbi!
Ey merhameti bol olan Allah’ım!şefkati, adaletini aşkın gönüller sultanını unuttuğumuzunve saygısızlıkta bulunduğumuzun farkındayız.Biliyoruz ki o rahmet nebisiincinse de küsmediVefasızlık görsede alakayı kesmediBaşını yaranlar, dişini kıranlar karşısında bile ellerini açıp dua dua yalvardı. Katiyen lanette bulunmadı. Lanet ve bedduaya “âmin” de demedi.Sinesini, Ebû Cehil’leri bile ümitlendirecek ölçüde açabildiği kadar açtıve her sözünü, her davranışını senin rahmetinin enginliğine bağladı.Sen bizleri onun o engin merhametinden istifade edenve şefaatine de nâil olanlardan eyle ey Rabbi!
Ey ihsanları sonsuz olan Allah’ımdüşe-kalka olsa da hep Efendimizin izinde yürüme gayretindeyiz.N’olur bizi bir kere daha sevindir.Sevindir ki; bağının taptaze fidanlarıylaadını âleme tam duyuracak demdeyiz.Bu dünya ışığa hasret gidiyor.Bizler o kırık azimlerimiz ve o çatlamış ümitlerimizle,yolların hakkını veremesek de hep yollardayız.Sadece hislerimizle de olsa, aradığımız hep senin habibin;N’olur gönüllerimiz bir kere daha onunla dolsun,ufuklarımızı saran şu upuzun geceler yerlerini gündüzlere bıraksınve viladeti bizim hakiki bayramımız olsun..
Ey yapılan dualara cevap veren Allâh’ımSana itaat edilir Sen karşılığını veririsin;Sana isyan edilir, sen bağışlar ve affedersin,Darda kalanlara icabet edersin,Zararı sıkıntıyı ortadan kaldırırsınHastalara şifa, dertlilere deva verirsinGünahları bağışlar, tövbeleri kabul edersinSen bizlerin dualarını kabul buyur ya Rabbi!
Allâh’ımacizlikten, üzüntüden, tasadan, kederden,Korkaklıktan, kabir azâbından, cehennem ateşinden sana sığınırız.Bizleri kötülükten ve kötülerin şerrinden emin eyle ya Rabbi!
Ey Yüceler Yücesi!bize karşı düşmanlık duygularıyla oturup kalkanların kalblerini yumuşatmak murad ediyorsan,bize ve gönüllüler hareketine karşı onların kalblerini yumuşatve sinelerini daimî bir sevgiyle doldur! Ya Rabbi!Ey kalbleri evirip çeviren Sultanlar Sultanı!Bizim kalblerimizi de, onların kalblerini de sevdiğin ve hoşnut olduğun güzelliklere çevir! Ya Rabbi!
AllahımSen bizlere bizi aşan istidat ve kabiliyetler verve lutfedeceğin bu kabiliyetlerisenin rızan yolunda kullanmayıbizlere nasip eyle ya Rabbi!
AllahımSen bizlere peygamberleri donattığın sıfatları lutfet lakin biz lutfedeceğin bu sıfatları tefahur vesilesi yapmayalım ve hep kendimizi sıfır görelim ya Rabbi!
AllahımCümlemize vicdan genişliği lutfetKalplerimize inşirah bahşetBizleri kollektif şuura sahip kullarından kılVe bizleri müttakilere rehber eyle ya Rabbi!
Ey yüceler yücesi olan AllahımBiz ümmeti Muhammedin dağınıklığını giderBize ve ülkemize birlik ve dirlik verBütün dünyaya da huzur ve barış nasibeyle..Kalplerimizi birbirene ısındır veBizleri birbirimize sevdirDünyanın dört bir tarafında hizmet eden kardeşlerimiziBizlerle beraber ihlas-ı etemme muvaffak kıl ya Rabbi!
Allâh’ım!Efendimiz Hz. Muhammed (sav)’in Sen’den istediğiher türlü hayrı Sen’den istiyor,yine Peygamber Efendimizin sana sığındığıher türlü şerden desana sığınıyoruz.
Yâ Erhamerrâhimîn ve Yâ Ekremelekremîn!Bizim, anne-baba ve ecdadımızınBize rehberlik ve kılavuzluk yapan büyüklerimizin,Bir harf bile olsa kendilerinden istifade ettiğimiz hocalarımızın,Sevdiklerimizin, sevenlerimizin,Içinde neş’et ettiğimiz beldedeki insanların,Milletimiz fertlerinin,Kadın-erkek inanan bütün arkadaşlarımızın,Dostlarımızın, kardeşlerimizin..Bize karşı hep civanmertçe davrananların..Hayır dualarında unutmayıpHer zaman bizi de yâd edenlerin..Üzerimizde hakkı bulunan kimselerin..Kıymetli nasihatleriyleBize bekâ desenli sâlihatın yollarını gösterenlerin…Ve bütün ümmet-i Muhammed’inGünahlarını bağışla! Ya Rabbi!
Allahım!Duamızın sonunda Sana olan minnet ve şükran hislerimiziBir kere daha tekrarlıyor,Resûl-ü zîşânı, âlini, ashabınıBir kez daha salavâtlarla anıyorVe dualarımızı kabul buyurmanı istirham ediyoruz.Ne olur, bizlerin dualarına icabet buyur ya Rabbi!
amin ve selamün alel murselinvel hamdü lillahi Rabbi’l-alemin…
6 Mart 2009 Cuma
mini köstebek
http://sevincceden.blogcu.com/ un hazırlamış olduğu etkinliğe gönderiyorum saygılarımı sunuyorum.
2 yumurta
1 subardağı şeker
1 çay bardağı süt
1 çay bardağı sıvı yağ
1 kaşık kakao
kabartmatozu+vanilya
2 su bardağı un
kreması
1 su bardağı süt
1 çorba kaşığı un
2 çorba kaşığı şeker
1 tatlı kaşığı prinç unu
1 tatlı kaşığı nişasta
vanilya
kremşanti
kremanın yapılışı:kremşanti hariç bir tencerede bütün malzemeleri pişiriyoruz muhallebi kıvamına gelince tencereyi ocaktan alıp soğutuyoruz daha sonra kremşantiyi yarım su bardağı soğuk sütle çırpıyoruz ve soğumuş olan kremamıza ilave edip çırpıyoruz.
yapılışı:yumurtaları derin bir kapta iyice çırpıyoruz sonra şekeri ilave edip birazdaha çırpıp sırayla diğer malzemeleri çırpıp normal fırın tepsisine yağlı kağıt serip hafif yağlı kağıdıda yağlayıp karışımı döküyoruz 180 derece fırında pişiriyoruz pandispanyamız piştikten sonra bardakla yuvarlaklar kesiyoruz 12 adet çıkıyor kalan kek parçalarınıda rondodan geçirip toz haline getiriyoruz pişirmiş olduğumuz kremadan birer kaşık mini pastaların üzerine koyup isterseniz kremanın üzerine meyve parçalarıda koyabilirsiniz ben sade yaptım daha sonra üzerine toz haline getirdiğimiz kırıntıları kaşıkla döküp hafif elimizle bastırıyoruz mini köstebeğimizi bzdolabına koyuyoruz 1-2 saat sonra servise sunabiliriz.
21 Şubat 2009 Cumartesi
mandalin bahçesi
İzmirin menemen ilçesine ait emiralem köyünde güzel bir mandalin bahçesi evet eşimle hayalini kurduğumuz bahçemiz geçen sene nisan ayında almıştık baktık suladık ve mandalin zamanı meyvemizi aldık ben ömrü hayatımda böylesine lezzetli mandalin yememiştim mandalinler maşallah boldu komşularımız bile tadına hayran kaldı bitince hepimiz çok üzüldük kısmetse bereketiyle seneye inş.
rulo pasta
malzemeler:
4 yemek kaşığı toz şeker
4 yumurta (sarılar ve beyazlar ayrı kaplarda)
4 yemek kaşığı un
1 paket kabartma tozu
krema malzemesi:
1 litre süt
3 yemek kaşığı un
4,5 yemek kaşığı toz şeker
2 yumurta
kakaolu isterseniz; 1-2 kaşık kakao
1,5-2 muz
hindistan cevizi
isterseniz dövülmüş ceviz
kekin yapılışı:
4 yemek kaşığı toz şeker ile 4 yumurtanın sarısını mikserle çırpın. ayrı bir kapta 4 yemek kaşığı un ile 1 paket kabartma tozunu karıştırın. bir başka kapta 4 yumurtanın beyazını köpükler oluşana kadar çırpın. yumurta beyazlarını şekerli yumurta sarılarına yavaş yavaş ilave edin. unu da azar azar ekleyerek yavaşça çırpın. karışımı yağlı kağıt serilmiş bir tepsiye yayın. (karışım çok azmış gibi gelebilir ama merak etmeyin bir yemek kaşığı yardımıyla yağlı kağıdın tamamına karışımı yayın.) önceden ısıtılmış 170C fırında kekin üzeri kızarana kadar pişirin. (bu işlem kısa sürede olduğu için keki bırakıp gitmeyin.) kek pişince fırından çıkarıp hala sıcakken yağlı kağıt yardımıyla gevşek bir rulo yapın ve sardığınız yağlı kağıdın üzerine ıslak bir mutfak bezi yayarak keki dinlendirin. (çok sıkı sararsanız kek yırtılır)
kremanın yapılışı:
3 yemek kaşığı unu, 4,5 yemek kaşığı toz şekeri, 2 yumurtayı ve kullanıyorsanız 1-2 kaşık kakaoyu küçük boy tencerede karıştırın. soğuk sütü üzerine yavaş yavaş ekleyin. devamlı karıştırarak kaynayana kadar pişirin. oda sıcaklığında ara sıra karıştırarak hafif ılınmasını sağlayın. (çok soğuk olmasın)
ılınınca ruloyu açın. üzerine bolca kremadan sürün. (yaklaşık üçte ikisini içine sürmelisiniz)kekin genişliğine göre ortaya 1,5 veya 2 muzu uzunlamasına koyun ve keki iki defada rulo haline getirin. (krema yanlardan taşacak, kaşıkla alıp üzerine sürün) rulonun etrafına kremadan sürün.
üzerine isteğe göre dövülmüş ceviz ve hindistan cevizi serperek buzlukta dondurun.
8 Şubat 2009 Pazar
çökelekli ekmekler
mis gibi çıtır çıtır kahvaltı ekmeklerim kahvaltıda herzaman aynı şeyler, artık çocuklar farklı şeyler istiyor değişik uzun zaman yapılmamış bir şeyi yaparsam sofrada cıvıl cıvıl oluyorlar e tabi anne olarak çocukların yemesi beni çok mutlu ediyor.Yapılışı:çökelek,2 yumurta,maydonoz,tuz,karabiber,pulbiber bunların hepsini kasede çırpıyoruz dilimlenmiş ekmeklerin üzerine sürüp fırına veriyoruz ekmekler pembeleşene kadar.
tahinli çıtır tatlı
5 Şubat 2009 Perşembe
ıspanaklı dalyan
400 gr.kıyma
1 soğan
2 yumurta
tuz,karabiber
kimyon
İç harcı için:
500 gr.ıspanak
1 soğan
2 diş sarımsak
sıvıyağ
tuz,karabiber
Hazırlanışı :
İlk olarak ıspanaklı harcı pişirin. Bunun için soğan ve sarımsakları sıvıyağda sotelemeye alın. ilk süre kavrulduktan sonra üzerine doğranmış ıspanakları da ekleyerek tuzunu ve baharatını ayarlayın.
Diğer tarafta köftesini hazırlayın. Bunun için karıştırma kabın kıyma, rendelenmiş soğan, yumurta (bir yumurta akını üzeri için ayırın), tuz, karabiber ve kimyonu alarak köfteyi oluşturun. Hazır olan köfteyi fırın torbasının üzerine ince bir tabaka halinde yayın. Köftenin üzerine de ıspanaklı harcı alın. Torba yardımı ile köfteyi rulo yaparak üzerine yumurta akını sürün. 180 derecede 40 dk pişirin.
Köfteler kızarınca dilimleyerek yanında yoğurt yada patates püresi ile servis yapın.








